القارعة
Al-Qari'ah
The Calamity
ٱلْقَارِعَةُ
al-qāriʿatu
Gürültü koparacak olan
مَا ٱلْقَارِعَةُ
mā l-qāriʿatu
Nedir o gürültü koparacak olan?
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْقَارِعَةُ
wamā adrāka mā l-qāriʿatu
O gürültü koparacak olanın ne olduğunu sen bilir misin?
يَوْمَ يَكُونُ ٱلنَّاسُ كَٱلْفَرَاشِ ٱلْمَبْثُوثِ
yawma yakūnu l-nāsu kal-farāshi l-mabthūthi
O gün insanlar, ateş etrafında çırpınıp dökülen pervaneye dönecekler.
وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ ٱلْمَنفُوشِ
watakūnu l-jibālu kal-ʿih'ni l-manfūshi
Dağlar, atılmış renkli yüne benzeyecekler.
فَأَمَّا مَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ
fa-ammā man thaqulat mawāzīnuhu
Ama tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır.
فَهُوَ فِى عِيشَةٍۢ رَّاضِيَةٍۢ
fahuwa fī ʿīshatin rāḍiyatin
Ama tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır.
وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ
wa-ammā man khaffat mawāzīnuhu
Tartıları hafif gelenler ise,
فَأُمُّهُۥ هَاوِيَةٌۭ
fa-ummuhu hāwiyatun
Onların yeri bir çukurdur.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا هِيَهْ
wamā adrāka mā hiyah
O çukurun ne olduğunu sen bilir misin?
نَارٌ حَامِيَةٌۢ
nārun ḥāmiyatun
O, kızgın bir ateştir.