80

عبس

Abasa

He Frowned

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
Ayet 42
Cüz 30
Sayfa 585-586
Tür Mekki
İniş Sırası 24
0:00 / 0:00
Ayet: 1 / 42
1

عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ

ʿabasa watawallā

Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.

2

أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ

an jāahu l-aʿmā

Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.

3

وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ

wamā yud'rīka laʿallahu yazzakkā

Ne bilirsin, belki de o arınacak;

4

أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ

aw yadhakkaru fatanfaʿahu l-dhik'rā

Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti.

5

أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ

ammā mani is'taghnā

Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.

6

فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ

fa-anta lahu taṣaddā

Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.

7

وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ

wamā ʿalayka allā yazzakkā

Arınmak istememesinden sana ne?

8

وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ

wa-ammā man jāaka yasʿā

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.

9

وَهُوَ يَخْشَىٰ

wahuwa yakhshā

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.

10

فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ

fa-anta ʿanhu talahhā

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.

11

كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌۭ

kallā innahā tadhkiratun

Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür.

12

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

faman shāa dhakarahu

Dileyen onu öğüt kabul eder.

13

فِى صُحُفٍۢ مُّكَرَّمَةٍۢ

fī ṣuḥufin mukarramatin

O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.

14

مَّرْفُوعَةٍۢ مُّطَهَّرَةٍۭ

marfūʿatin muṭahharatin

O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.

15

بِأَيْدِى سَفَرَةٍۢ

bi-aydī safaratin

İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.

16

كِرَامٍۭ بَرَرَةٍۢ

kirāmin bararatin

İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.

17

قُتِلَ ٱلْإِنسَـٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ

qutila l-insānu mā akfarahu

Canı çıksın o insanın, o ne nankördür!

18

مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ

min ayyi shayin khalaqahu

Allah onu hangi şeyden yaratmış?

19

مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ

min nuṭ'fatin khalaqahu faqaddarahu

Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş;

20

ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ

thumma l-sabīla yassarahu

Sonra, yolu ona kolaylaştırmıştır.

21

ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ

thumma amātahu fa-aqbarahu

Sonra onu öldürür ve kabre koyar.

22

ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ

thumma idhā shāa ansharahu

Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir.

23

كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ

kallā lammā yaqḍi mā amarahu

Hayır; Allah'ın kendisine buyurduğunu hala yerine getirmemiştir.

24

فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَـٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ

falyanẓuri l-insānu ilā ṭaʿāmihi

İnsan, yiyeceğine bir baksın;

25

اَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّۭا

annā ṣababnā l-māa ṣabban

Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz.

26

ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّۭا

thumma shaqaqnā l-arḍa shaqqan

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

27

فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّۭا

fa-anbatnā fīhā ḥabban

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

28

وَعِنَبًۭا وَقَضْبًۭا

waʿinaban waqaḍban

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

29

وَزَيْتُونًۭا وَنَخْلًۭا

wazaytūnan wanakhlan

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

30

وَحَدَآئِقَ غُلْبًۭا

waḥadāiqa ghul'ban

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

31

وَفَـٰكِهَةًۭ وَأَبًّۭا

wafākihatan wa-abban

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

32

مَّتَـٰعًۭا لَّكُمْ وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ

matāʿan lakum wali-anʿāmikum

Bunlar sizin ve hayvanlarınız için geçimliktir.

33

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ

fa-idhā jāati l-ṣākhatu

O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman;

34

يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ

yawma yafirru l-maru min akhīhi

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.

35

وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ

wa-ummihi wa-abīhi

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.

36

وَصَـٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ

waṣāḥibatihi wabanīhi

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.

37

لِكُلِّ ٱمْرِئٍۢ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍۢ شَأْنٌۭ يُغْنِيهِ

likulli im'ri-in min'hum yawma-idhin shanun yugh'nīhi

O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır.

38

وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ مُّسْفِرَةٌۭ

wujūhun yawma-idhin mus'firatun

O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.

39

ضَاحِكَةٌۭ مُّسْتَبْشِرَةٌۭ

ḍāḥikatun mus'tabshiratun

O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.

40

وَوُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌۭ

wawujūhun yawma-idhin ʿalayhā ghabaratun

O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.

41

تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ

tarhaquhā qataratun

O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.

42

أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ

ulāika humu l-kafaratu l-fajaratu

İşte bunlar inkarcı olanlar, Allah'ın buyruğundan çıkanlardır.

Bu Sure Hakkında