77

المرسلات

Al-Mursalat

The Emissaries

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
Ayet 50
Cüz 29
Sayfa 580-581
Tür Mekki
İniş Sırası 33
0:00 / 0:00
Ayet: 1 / 50
1

وَٱلْمُرْسَلَـٰتِ عُرْفًۭا

wal-mur'salāti ʿur'fan

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

2

فَٱلْعَـٰصِفَـٰتِ عَصْفًۭا

fal-ʿāṣifāti ʿaṣfan

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

3

وَٱلنَّـٰشِرَٰتِ نَشْرًۭا

wal-nāshirāti nashran

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

4

فَٱلْفَـٰرِقَـٰتِ فَرْقًۭا

fal-fāriqāti farqan

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

5

فَٱلْمُلْقِيَـٰتِ ذِكْرًا

fal-mul'qiyāti dhik'ran

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

6

عُذْرًا أَوْ نُذْرًا

ʿudh'ran aw nudh'ran

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

7

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌۭ

innamā tūʿadūna lawāqiʿun

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

8

فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتْ

fa-idhā l-nujūmu ṭumisat

Yıldızların ışığı giderildiği zaman,

9

وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتْ

wa-idhā l-samāu furijat

Gök yarıldığı zaman,

10

وَإِذَا ٱلْجِبَالُ نُسِفَتْ

wa-idhā l-jibālu nusifat

Dağlar pamuk gibi atıldığı zaman,

11

وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتْ

wa-idhā l-rusulu uqqitat

Peygamberlere ümmetleri hakkında şahidlik vakitleri bildirildiği zaman;

12

لِأَىِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ

li-ayyi yawmin ujjilat

Bu, hangi güne bırakılmıştı?

13

لِيَوْمِ ٱلْفَصْلِ

liyawmi l-faṣli

Hüküm gününe bırakılmıştı.

14

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ

wamā adrāka mā yawmu l-faṣli

Hüküm gününün ne olduğunu sen nerden bilirsin?

15

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

waylun yawma-idhin lil'mukadhibīna

O gün yalanlamış olanların vay haline!

16

أَلَمْ نُهْلِكِ ٱلْأَوَّلِينَ

alam nuh'liki l-awalīna

Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.

17

ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ ٱلْـَٔاخِرِينَ

thumma nut'biʿuhumu l-ākhirīna

Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.

18

كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ

kadhālika nafʿalu bil-muj'rimīna

Suçlulara böyle yaparız.

19

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

waylun yawma-idhin lil'mukadhibīna

O gün, yalanlamış olanların vay haline!.

20

أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّآءٍۢ مَّهِينٍۢ

alam nakhluqkkum min māin mahīnin

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

21

فَجَعَلْنَـٰهُ فِى قَرَارٍۢ مَّكِينٍ

fajaʿalnāhu fī qarārin makīnin

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

22

إِلَىٰ قَدَرٍۢ مَّعْلُومٍۢ

ilā qadarin maʿlūmin

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

23

فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ ٱلْقَـٰدِرُونَ

faqadarnā faniʿ'ma l-qādirūna

Buna gücümüz yeter; Biz ne güzel güç yetireniz!

24

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

waylun yawma-idhin lil'mukadhibīna

O gün yalanlamış olanların vay haline!

25

أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ كِفَاتًا

alam najʿali l-arḍa kifātan

Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?

26

أَحْيَآءًۭ وَأَمْوَٰتًۭا

aḥyāan wa-amwātan

Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?

27

وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ شَـٰمِخَـٰتٍۢ وَأَسْقَيْنَـٰكُم مَّآءًۭ فُرَاتًۭا

wajaʿalnā fīhā rawāsiya shāmikhātin wa-asqaynākum māan furātan

Orada yüksek yüksek sabit dağlar var edip size tatlı sular içirmedik mi?

28

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

waylun yawma-idhin lil'mukadhibīna

Yalanlamış olanların vay o gün haline!

29

ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

inṭaliqū ilā mā kuntum bihi tukadhibūna

İnkarcılara o gün şöyle denir: "yalanlayıp durduğunuz şeye gidin;"

30

ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ ظِلٍّۢ ذِى ثَلَـٰثِ شُعَبٍۢ

inṭaliqū ilā ẓillin dhī thalāthi shuʿabin

"gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin."

31

لَّا ظَلِيلٍۢ وَلَا يُغْنِى مِنَ ٱللَّهَبِ

lā ẓalīlin walā yugh'nī mina l-lahabi

"gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin."

32

إِنَّهَا تَرْمِى بِشَرَرٍۢ كَٱلْقَصْرِ

innahā tarmī bishararin kal-qaṣri

O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.

33

كَأَنَّهُۥ جِمَـٰلَتٌۭ صُفْرٌۭ

ka-annahu jimālatun ṣuf'run

O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.

34

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

waylun yawma-idhin lil'mukadhibīna

Yalanlamış olanların o gün vay haline!

35

هَـٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ

hādhā yawmu lā yanṭiqūna

Bu, onların konuşamayacakları gündür.

36

وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ

walā yu'dhanu lahum fayaʿtadhirūna

Onlara izin de verilmez ki özür beyan etsinler.

37

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

waylun yawma-idhin lil'mukadhibīna

Yalanlamış olanların o gün vay haline!

38

هَـٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَـٰكُمْ وَٱلْأَوَّلِينَ

hādhā yawmu l-faṣli jamaʿnākum wal-awalīna

"Bu, sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür."

39

فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌۭ فَكِيدُونِ

fa-in kāna lakum kaydun fakīdūni

"Eğer bir düzeniniz varsa Bana kurun."

40

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

waylun yawma-idhin lil'mukadhibīna

Yalanlamış olanların o gün vay haline!.

41

إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَـٰلٍۢ وَعُيُونٍۢ

inna l-mutaqīna fī ẓilālin waʿuyūnin

Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar.

42

وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ

wafawākiha mimmā yashtahūna

Canlarının istediği meyveler arasındadırlar.

43

كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

kulū wa-ish'rabū hanīan bimā kuntum taʿmalūna

Onlara denir ki: "İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz."

44

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

innā kadhālika najzī l-muḥ'sinīna

Biz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz.

45

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

waylun yawma-idhin lil'mukadhibīna

O gün yalanlamış olanların vay haline

46

كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ

kulū watamattaʿū qalīlan innakum muj'rimūna

Yiyiniz, biraz zevkleniniz bakalım, doğrusu sizler suçlularsınız.

47

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

waylun yawma-idhin lil'mukadhibīna

O gün yalanlamış olanların vay haline!

48

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ

wa-idhā qīla lahumu ir'kaʿū lā yarkaʿūna

Onlara "Rüku edin" denildiğinde rükua varmazlar.

49

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

waylun yawma-idhin lil'mukadhibīna

O gün yalanlamış olanların vay haline!

50

فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ

fabi-ayyi ḥadīthin baʿdahu yu'minūna

Kuran'dan başka hangi söze inanacaklar?

Bu Sure Hakkında